ağladıktan sonra bir durgunluk gelir ya. hafif baş ağrısına rağmen dinginleşmiş, sakinleşmiş kafa. işte, onu seviyorum. çünkü, söyleceğin şeyler için cesaret buluyorsun.
babam sol gözün küçülmüş sanki dedi bu yüzden.
ben de yolculuk, yorgunluk. uyuyamamaktandır.
dedim.
28 Haziran 2011 Salı
24 Haziran 2011 Cuma
memory.
ben az çiş yapan bir insanım. bu yüzden de etrafımdaki insanlar, yaşlandığımda çişimi altıma yapacağımı söylüyorlar. ama ben unutuyorum çiş yapmayı. mesela bir keresinde 26 saat boyunca yapmamıştım. nasıl tutuyorum içimde bilmiyorum.
yemek yemeyi de unuttuğum oluyor. ama çiş kadar sık değil. çünkü yemek yemek çiş yapmaktan daha zevkli. aslında yeni tatlara pek de açık değilim sanırım. çünkü burada bana peynir denettiriyorlar. hele bir tanesi vardı ki, camembert. tanrım. hayatımda böyle pis kokulu ve çirkin tatlı bir peynir yemedim.
sonra ablam da bana çok "tradisyonelsin." dedi. ablam bazı fransız kelimeleri türkçeye çevirip kullanıyor. mesela metro alalım diyor. kızıyorum, pazardan domates mi alıyosun ya, metroya binilir, alınmaz diyorum. tamam diyor, ama unutuyor işte yine de.
eve dönmek istemiyorum aslında.
mis.
bu da yeni olsun o zaman. yeni bir sıkıntının çiçeği, evet.
ben fransadayım şimdi oysa, nasıl sıkılabilirim ki? hatta evde bile oturmamam gerekiyor. gezmem gerekiyor. evet ben de böyle hissediyorum. ama, cıks. dün de çıkmadım dışarı. bugün de çıkmadım. sonum hayrolsun. umarım kendimi karbondioksitim içinde boğulup ölmem.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)