Ölmek üzere olan bir ağacın son yaprağı gibi titredi rüzgarda.
Ayak seslerimi duymasını istedim.
Sadece bir an için irkildi.
-Sigara ister misin?
+Elbette.
+Bir tane alırım.
-O kalabalıktan benim kadar sıkıldın mı?
+Buraya parti için gelmedim.
Senin için geldim.
Seni günlerce izledim.
Bir erkeğin isteyebileceği her şeye sahipsin.
Vücudun... sesin.
Gözlerin.
Gözlerinde gördüğüm şeyler.
-Gözlerimde gördüğün şeyler nedir?
+Çılgın bir sakinlik görüyorum.
Kaçmaktan bıkmışsın.
Karşılaşmak zorunda olduğun şeyle karşılaşmaya hazırsın.
Ama tek başına karşılaşmak istemiyorsun.
-Hayır.
Tek başıma karşılaşmak istemiyorum.
+Rüzgar elektrik oluşturur.
O, yumuşak, ılık ve sanki ağırlıksız.
Parfümü, gözlerime yaşlar getirecek kadar güzel.
Ona her şeyin yoluna gireceğini söyledim.
Ona, korktuğu şeyden kendisini koruyacağımı söyledim.
Ona.
Onu sevdiğimi söyledim.
Susturucu, silahın sesini bir fısıltıya çeviriyor.
Son nefesine kadar ona sarıldım.
Ama neden kaçtığını asla bilemeyeceğim.
26 Temmuz 2011 Salı
12 Temmuz 2011 Salı
human behaviour.
ben bugün.
kaşlarımı aldırdım yeniden. uzatmıştım. görenler, çaktırmadan incelemeye çalışıyordu hatta. biraz hüzünlüydü.
ben kararsız insanları sevmiyorum. sevmemek değil aslında, yoruluyorum onlar karşısında. ama ben de çok kararsız bi insanım işte. sanırım insanlar, başkalarında, kendilerine benzettikleri huylar karşısında sinirleniyorlar. ben kararsızım, bencilim, mızmızım, şikayetçiyim, felan filan. kabul ediyorum. ama en katlanamadığım insan tipi de bu özellikleri içinde barındıran oluyor.
böyle işte.
bazen ne istediğimi bilemiyorum. sonra ne istediğini bilemeyenlerle karşılaşıyorum. karışık oluyor. nedense taraflardan birinin hep kendinden emin olması gerektiğini hissediyorum. konuşmayı yönlendirmek adına değil, güveni sağlamak için. aksi takdirde bi garip oluyor. aslında bazen, durup düşününce, emin olmanın da gereksizliğini düşünüyorum. her şey "o an" nasıl gelişiyorsa, öyle devam etmeli diyorum. carpe diem felan değil. zaten onu savunan biri de değilim. sadece, bazı kararlar almak, bişeyler yüklemek, bazen insana "zorundalık" hissini yaşattırabiliyor. bundan da hoşlanmıyorum.
arası var mı peki. yok.
gidiyim, çikolata yiycem.
kaşlarımı aldırdım yeniden. uzatmıştım. görenler, çaktırmadan incelemeye çalışıyordu hatta. biraz hüzünlüydü.
ben kararsız insanları sevmiyorum. sevmemek değil aslında, yoruluyorum onlar karşısında. ama ben de çok kararsız bi insanım işte. sanırım insanlar, başkalarında, kendilerine benzettikleri huylar karşısında sinirleniyorlar. ben kararsızım, bencilim, mızmızım, şikayetçiyim, felan filan. kabul ediyorum. ama en katlanamadığım insan tipi de bu özellikleri içinde barındıran oluyor.
böyle işte.
bazen ne istediğimi bilemiyorum. sonra ne istediğini bilemeyenlerle karşılaşıyorum. karışık oluyor. nedense taraflardan birinin hep kendinden emin olması gerektiğini hissediyorum. konuşmayı yönlendirmek adına değil, güveni sağlamak için. aksi takdirde bi garip oluyor. aslında bazen, durup düşününce, emin olmanın da gereksizliğini düşünüyorum. her şey "o an" nasıl gelişiyorsa, öyle devam etmeli diyorum. carpe diem felan değil. zaten onu savunan biri de değilim. sadece, bazı kararlar almak, bişeyler yüklemek, bazen insana "zorundalık" hissini yaşattırabiliyor. bundan da hoşlanmıyorum.
arası var mı peki. yok.
gidiyim, çikolata yiycem.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)